Üflemeli Çalgılar

Klasik ve modern müzik aletleri hakkında bilmek istedikleriniz..
Cevapla
nida
Yeni Üye
Mesajlar: 49
Kayıt: 09 Kas 2006, 16:36
Konum: kars

Üflemeli Çalgılar

Mesaj gönderen nida » 14 Nis 2007, 16:33

KÜÇÜK FLÜT


Alm., Pickelflöte
Fr., Petit Flüte
İng., Piccolo
İta., Piccolo

Yapıldığı ses : Do veya Re b
Uzunluğu : 31.3 cm.
Çapı : 1.1 cm.
Soluklu bir çalgıdır.
Notası, ikinci çizgi sol açkısı ile yazılır.

Diyapazona göre duyuluşu:
Do Küçük Flüt: Bir sekizli üstten
Re b Küçük Flüt: Bir küçük dokuzlu üstten.

Orkestra ve Armoni Muzikalarında, bir partisi bulunur.
Solo ve eşlik, görevi verilir.
Ses rengi, ince ve yırtıcıdır.

Ses dizisi genişliği:

Çalgının tutuş, çalış durumu ve aranan özellikler Büyük Flüt' te olduğu gibidir. Bu çalgı, yapılışı bakımından Büyük Flütün aynı olup, yalnız ses delikleri kavrağı Büyük Flütünkinden daha küçüktür. Gerçekte, Küçük Flüt adı bu yapılış değişikliğindeki sonucu belirtir. Büyük Flütün yapı yöntemindeki gelişmeler, Küçük Flütün kullanılışından daha önce olduğundan, Küçük Flütün yapısı pek değişikliğe uğramamıştır. Boehm dizgesinde alaşımdan yapılmaktadır.
Trampetle işbirliği yaptığında, askeri duyguları deyi gücü hiç bir soluklu çalgıda yoktur. Kullanılmaya elverişli olan sesleri, orta bölümdekilerdir. Kendisine verilecek çabuk ezgileri, renkli bir deyi ile seslendirir. Senfonik bestelerdeki görevi sınırlıdır. Genellikle, Büyük Flütü bir sekizli yukarıdan katlamakta kullanılır. Böyle olduğu gibi, Obua ve Klarnetlerin katlanmasında da görev verilir. Ses rengi; fırtına seslerini, Trampet eşliğinde askeri bir duyguyu, vurmalı çalgılarla birleştiğinde, Avrupa dışı müzik (Orta ve Uzak Doğu ülkeleriyle ilgili) duygusunu, coşkuyu ve benzeri duyguları başarı ile canlandırabilir. Vuruşlularda içinde olmak üzere, bütün çalgılarla birlikte en değişik ezgilere paydaşlık eder. Her çeşit, bağlı, dilli, diatonik, kromatik ve çabuk ezgilere eşlikte, her çeşit dizi ve dizimlerde çalabilme yeteneği olan Küçük Flüte; solo, çeşitleme ve yetenek gösterilerinde etki bakımından, Do, Sol, Re ve La dizimlerindeki görevler seçilmelidir.
Dosya ekleri
küçük FLÜT.jpg
küçük FLÜT.jpg (18.59 KiB) 37223 kere görüntülendi
Resim

nida
Yeni Üye
Mesajlar: 49
Kayıt: 09 Kas 2006, 16:36
Konum: kars

Mesaj gönderen nida » 14 Nis 2007, 19:00

BÜYÜK FLÜT

Alm., Flöte
Fr., Flute Transversiere
İng., Flute, Modern flute, Transvers flute
İta., Flauto
Yapıldığı ses : Do
Uzunluğu : 67 cm.
Çapı : 1.9 cm.

Soluklu bir çalgıdır.
Notası, ikinci çizgi sol açkısı ile yazılır.
Diyapazona göre duyuluşu aynıdır.
Orkestra ve Armoni Muzikalarında, iki partisi bulunur.
Solo ve eşlik, görevi verilir.
Ses rengi, tatlı deyişli ve çobanlamadır.
Dosya ekleri
büyük flüt.jpg
büyük flüt.jpg (13.93 KiB) 37165 kere görüntülendi
Resim

Ati10
Admin
Admin
Mesajlar: 885
Kayıt: 12 Eki 2006, 01:48
Konum: burhaniye
İletişim:

Mesaj gönderen Ati10 » 14 Nis 2007, 21:16

çok güzel bir bölüm oldu burası... teşekkürler nida

nida
Yeni Üye
Mesajlar: 49
Kayıt: 09 Kas 2006, 16:36
Konum: kars

Mesaj gönderen nida » 17 Nis 2007, 13:54

Ati10 yazdı:çok güzel bir bölüm oldu burası... teşekkürler nida
Zaten çok güzel olan sitemizi dahada güzelleştirmek için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz..
Resim

nida
Yeni Üye
Mesajlar: 49
Kayıt: 09 Kas 2006, 16:36
Konum: kars

Mesaj gönderen nida » 17 Nis 2007, 14:14

NEY


NEY SÖZCÜĞÜNÜN ETİMOLOJİSİ VE NEY’İN TARİHÇESİ

Sümerce’ den Farsça’ ya geçen “ n⠔ veya “ nay ”, kamış, kargı anlamlarına da gelen bu çalgının en eski adıdır. Arap toplumunda üflemeli çalgıların hemen tümü için kullanılan “ mizmâr ” sözcüğü, (nefes borusu, ses organı anlamında) ney için de kullanılmıştır. Türkçe’ de ise hemen her zaman “ ney ” olarak anılmıştır. Çeşitli Avrupa ülkelerinde de benzer adlarla (örneğin Romanya’da “ naiu ” adıyla) adlandırılmıştır.

Farsça çalan, icrâ eden anlamına gelen “ zeden ” sözcüğünden takılanarak oluşturulan “ neyzeden ” bozularak, ney icrâcısı anlamında günümüzde de kullanılan “ neyzen ” e dönüşmüştür. Aynı anlamda Arapça kurallarına göre oluşturulan “ nâyî ” sözcüğü de kullanılmıştır.

Sümer toplumunda MÖ 5000 yıllarından itibaren kullanıldığı sanılan bu çalgıya ait elimizdeki en eski bulgu, MÖ 2800-3000 yıllarından kalan bugün Amerika’da Phledelphia Üniversitesi Müzesi’ nde sergilenen neydir. Çalgının o dönemlerde de dinsel törenlerde kullanıldığı sanılmaktadır. Assomption rahiplerinden Thibaut’ un “esrârengiz, cezbedici, tatlı ve âhenkli bir ses” diye tanımladığı ve şu şekilde şiirleştirdiği ney sadâsı, her dönemde insanları derinden etkilemiş, özellikle dinsel duyguları çağrıştırmıştır:

NEY’ İN TÜRK TASAVVUF DÜŞÜNCESİ’ NDEKİ YERİ

Türklerin İslâmlaşma süreci X. yüzyılda başlamıştı. İslâmiyet ile birlikte zaten toplumda var olan mistik düşünce ve anlayış islâmî bir kimliğe bürünerek, Türk tasavvuf anlayışının temellerini oluşturdu. Hoca Ahmet Yesevî, Hacı Bektâş-ı Velî ve Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî bu anlayışın Türk toplum hayatına yerleşmesini sağlamışlardı.

Türklerin İslâmiyetten önceki dinleri olan Şamanizm, Animizm ve Totemizmde de mûsikînin çok önemli rolü vardı. Bu dinlerin tümünde törenler müzik eşliğinde yapılırdı. Örneğin çoğunlukla hâkim olan Şamanizmde kam, baksı veya şaman denilen din adamları ellerinde kopuz ile dolaşır, dînî mesajlarını mûsikî yardımıyla iletirlerdi. İslâmiyette de mûsikîye karşı bir cephe mevcut değildir. İslâm Peygâmberi Hz.Muhammed, Kuran’ ın güzel sesle ve kâideye müstenîd âhenkle okunmasını öğütlemiştir. Tecvîd ve Kıraat işte bu rağbetin sonucunda doğmuştur ve mûsikî ile yakın ilişkileri vardır.

Türklerin dînî hayatlarında mûsikî her zaman yer almıştır. Özellikle tekke hayatında, âyin ve diğer dînî törenlerde (cem, zikir, deverân vs.) mûsikînin rolü büyükse de bir çok tarîkatin törenlerinde telli çalgıların yer almasına cevâz verilmemiştir. Ancak hemen hemen bütün tarîkatlerin törenlerinde bendir ile birlikte ney yer almıştır.

Bilhassa Mevlevîlikte neyin önemi çok büyüktür. Hz. Mevlânâ Mesnevî’ sine şu sözlerle başlamıştır:


“ Bişnev ez ney çün hikâyet mî küned

Ez cüdâyîhâ şikâyet mî küned

Gez neyistân tâ merâ bübrîde end

Ez nefîrem merd ü zen nâlîde end

Sîne hâhem şerha şerha ez firâk

Tâ begûyem şerh-i derd-i iştiyâk ”

“ Dinle neyden, zirâ o birşeyler anlatmada

Ayrılıklardan şikâyet etmededir.

Ney der ki: Beni kamışlıktan kopardıklarından beri,

İniltim kadın - erkek herkesi ağlattı.

Ayrılık bağrımı delik deşik eylesin,

Tâ ki aşk derdini anlatabileyim.”

Hz. Mevlân⒠ya göre mûsikî Allah’ ın lisânıdır. Yüce yaratıcı Bezm-i Elest’ te ruhlara mûsikî ile seslenmiştir. Bu sebepten hangi milletten, hangi dilden olurlarsa olsunlar, insanlar mûsikî ile aynı duyguları paylaşabilirler. Hiçbir sanat insan rûhuna mûsikî kadar doğrudan doğruya ve içinden kavrayacak şekilde nüfûz edemez. Mûsikî, son derece değerli bir mânevî temizlenme, ferahlama ve yücelme vâsıtasıdır. Rûhu kir ve paslardan temizlediği gibi, ona batmış olan dikenleri de ayıklayarak tedâvi eder. Mûsikî ile temizlenmeyen rûh yükselemez, aksine yerdeki bayağı ihtiraslara bulaşarak kirlenir ve körelir. Gerçek mûsikî insana hayvânî hisleri hatırlatmak şöyle dursun, ona “sonsuz varlık” ı hissettirir, sezdirir. Bu sezgiyle onu O’ na yaklaştırır ve nihâyet ulaştırır. Bunda en etkili ses ise ney sadâsıdır.

Hz. Mevlân⒠nın fesefesinde ney, “insan-ı kâmil” in (yani bir takım merhalelerden geçerek olgunlaşmış insanın) sembolüdür ve aşk derdini anlatmadadır. Benzi sararmış, içi boşalmış, bağrı dağlanarak delikler açılmış, ancak Yüce Yaratıcı’ nın üflediği nefesle hayat bulan, tıpkı insan gibi geldiği yere özlem duyan ve delik deşik olmuş sînesinden çıkan feryâd ve iniltileri ile insanlara sırlar fısıldayan bir dosttur. Bu sebeple ney, mevlevîlerce kutsanmış ve “ nây-ı şerîf ” diye anılmıştır.

“ Ney hadîs-i râh-ı pür hûn mîküned

Kıssahâ-yı ışk-ı Mecnûn mîküned ”

“ Ney, kanla dolu bir yoldan bahsetmede,

Mecnûn’ un aşkından hikâyeler anlatmadadır.”

“ Âteş-i ışkest ke’ender ney fütâd

Cûşiş-i ışkest ke’ender mey fütâd ”

“ Aşk âteşi ki neyin içine düşmüştür,

Aşk coşkunluğu ki meyin içine düşmüştür.”

“ Hem çü ney zehrî vü tiryâkî ki dîd

Hem çü ney demsâz ü müştâkî ki dîd ”

“ Ney gibi hem zehir, hem panzehir,

Ney gibi hem hemdem, hem müştâkı kim gördü? ”

kaynak:TÜRK musıkisi
Dosya ekleri
Ney.jpg
Ney.jpg (4.59 KiB) 37111 kere görüntülendi
Resim

Cevapla
Disable