Nostaljim-1

Mizaha dair...
ismetk
Yeni Üye
Mesajlar: 133
Kayıt: 20 Kas 2006, 15:36
Konum: Balikesir

Mesaj gönderen ismetk » 21 Nis 2007, 22:44

Espri olduğunu zaten biliyorum, zira burasi zaten mizah bölümü:) Dodili ve Nesrin hakkında "futbolu nasil bildikleri konusunda " diye bir açıklama gönderirmisin? Onlara sor, sonra onlari takima alayim. Hangi mevkide oynamak isterler, vs...
"Ne mutlu Türk'üm diyene."
Mustafa Kemal Atatürk.

ismetk
Yeni Üye
Mesajlar: 133
Kayıt: 20 Kas 2006, 15:36
Konum: Balikesir

Mesaj gönderen ismetk » 21 Nis 2007, 22:51

Dodili ve Nesrin takimdalar, hemen çalışmaya başlasınlar.
"Ne mutlu Türk'üm diyene."
Mustafa Kemal Atatürk.

omercitir
Yeni Kayıtlı
Mesajlar: 1
Kayıt: 12 Nis 2007, 22:49
Konum: İstanbul
İletişim:

Mesaj gönderen omercitir » 22 Nis 2007, 15:01

abi bunu yazmak neakdar zamanını aldı kırizegirdim eline sağlık
Omer Citir

Şirine
Bizden Biri
Mesajlar: 441
Kayıt: 19 Eki 2006, 21:47

Mesaj gönderen Şirine » 22 Nis 2007, 16:38

hmmm bende krize qirdim Ömer...
yakında geçer...

ismetk
Yeni Üye
Mesajlar: 133
Kayıt: 20 Kas 2006, 15:36
Konum: Balikesir

Nostaljim-2

Mesaj gönderen ismetk » 22 Nis 2007, 18:04

Diğer beş yedek oyuncumuz belli olmuştur. Dodili, Nesrin, Papatya, Pınar ve Sevgi.


Maçın 2.ci yarısı başlamak üzeredir artık. Ati takıma son talimatlarını vermiş ve devre arasında temin ettiği son teknoloji ürünü olan motifli küplerin üzerinde oturmaktadır. Bunların kırılmalara karşı daha dayanaklı olduğu söylenmektedir. Kırılan bastonunu da yenilediği gözden kaçmamaktadır.

Tribünde Ayla abla peş peşe “tavuk suyuna çorba” hikayelerini okumaktadır. Oradan nostaljime kesin yazacak malzemeler çıkacaktır. Ara sıra hikayeyi bırakıp, takımın kazanması için bildiği tüm duaları okumakta ve tabii ki Nihan’ın Paris’ten bir an önce gelmesini dilemektedir.

Oyuncular kılıçlarını pardon tırnaklarını bileyerek sahaya çıkarlar. NBFT oyuncuları birbirlerine kenetlenerek bir daire oluşturup hep bir ağızdan “ biz bu maçı alacağız, başka yolu yok “ diye haykırırlar ve bu arada da sağ ayaklarını üç defa yere vurular. Ancak Rüyaa “ arkadaşlar ben sağ ayak yerine yanlışlıkla sol ayağımı vurdum, bu bir uğursuzluk olabilir, yenilebiliriz” diyince, tekrar haykırırlar ve ayaklarını yere vururlar. Bu seferdir tamamdır artık, kimse yanlışlıkla sol ayağını yere vurmamıştır. Rüyaa’nın bu yanlışlığı düzeltmesi ve uğursuzluğu defetmesi maçın kırılma anlarından birisidir aslında.

Oyuncularımızın üzerinde basmadan yapılma çiçek desenli formalar vardır, renkler kırmızı-sarı-lacivert-siyah-beyaz- turuncu-yeşil olup, renk cümbüşünü andırmaktadır. Dolayısı ile rengi de söyleyerek takımdan ya da takım taraflarından bahsedilmesi gerektiği zaman “ kırmızı-sarı-lacivert-siyah-beyaz-turuncu-yeşil’li çiçek desenli basmalı oyuncular ya da taraftarlar” gibi uzun cümleler kurmak gerekmektedir. Bu yüzden çoğu spiker kısaca NBFT demeyi tercih etmektedirler. Üstelik bu harflerin İngilizce okunuşu olan “ en bi ef ti “ de kulağa hoş gelmektedir.

Güneşten rahatsız olan Meric güneş gözlüğü takarak sahaya çıkmıştır. Hakemin itirazı üzerine ona da bir tane hediye olarak güneş gözlüğü verir ve el sıkışarak aralarında anlaşırlar. Hakem de mericin yiyeceği bir-iki golü iptal edeceğini söyleyerek meric’e bir jestte bulunur.

Esinoviç sahaya arkasında “ Ben Gaffur’a benziyormuyum?” yazısı olan bir formayla çıktığı için hakem formasını değiştirmesini söyler.

Maçta 2.Yarı:

48.ci dakikada rakip oyuncunun ceza sahasına girmesi üzerine Prenses iki eliyle rakibin ayaklarına yapışarak topa vurmasını engeller ve hakem penaltı kararı verir. Her ne kadar Prenses hakeme” hocam aslında ben topu tuttum, rakip oyuncunun ayaklarını tutmadım” diyerek itiraz etse de, ceza sahası içinde topa elle müdahale etmekte penaltı olduğundan bu tartışmasız penaltıdır. Bu arada Prenses hakeme şiddetli itirazdan dolayı sarı kart görmüştür.
Örgü örmeye devam eden Meric bizim NBFT oyuncularının yalvarışları ve ati’nin “banlama” tehdidi sonucu çaresiz kaleye geçer. Rakip penaltıyı tam atacakken Prenses bu anı kaçırmaz ve hemen rakibe ve merice penaltı esnasında poz vermelerini rica eder. Rakip golü atar, Prenses’te bunu fotoğraflar. Durum 3-2 rakip takımın lehinedir. Penaltıya çok sinirlenen Böcek’te bulunduğu stant’tan rakip oyuncuların kafasına 2’şer kiloluk su şişeleri fırlatmaktadır. Bu suları “hay Allah razı olsun” diyerek rakip oyuncular almakta ve afiyetle içip serinlemektedirler. Durumun farkına varan Böcek bunun üzerine içi benzin dolu şişeler atmaya başlar, bir-iki rakip oyuncunun gırtlağının yanmasını başarır. Rakip takımın sevinç gösterisinde yaptığı timsah yürüyüşü ise çok komiktir. Timsahtan ziyade daha çok kedi yürüyüşüne benzemektedir. Bir miyavlamaları eksiktir.

55.ci dakika da Prenses’ten akıl dolu bir pas alan ülkü her zamanki hızıyla ceza sahasına girer (zaten rakip oyuncular hızından dolayı onu görememiştir bile) ve kaleciyi şaşırtmak için nanik yaparak golü atar. Bunun üzerine rakip kaleci hakeme “Ülkü’nün kendisine “nanik” yaparak konsantrasyonunu bozduğunu söyleyerek hakeme itiraz eder. Hakem rakip oyuncunun itirazı üzerine eliyle bir gözünü aşağıya doğru çekerek açar ve “bende bunu yiyecek göz var mı, pışııık” der ve golü verir. Bizim oyuncuların bu seferki sevinç gösterisi gerçekten çok ilginçtir. Bir hizada yan yana gelip kenetlenir ve rakip oyunculara sinsi ve pis bakışlarla sırıtarak, dil çıkarıp “ ceeeeee” derler. Arkasından da “nanik” yaparlar. Rakibin morali iyice bozulmuştur. Skor 3-3’tür.

58.ci dakika da oyuncular bir anda nedeni belirsiz bir sebepten dolayı sahada voleybol oynamaya başlar. Aralarına hakem de katılmıştır. Rakip takımın ve NBFT’nin adminlerinin “banlama” tehdidi sonucu voleybolu bırakıp tekrar futbol oynamaya başlarlar.

61.ci dakikada örgü örmeye devam eden Meric hayallere dalarak kendi kendine şiir okumaya başlar. Bunu duyan rakip oyuncular çok duygulanarak ağlamaya başlar. Rakiplerinin zaafını sezen Esengül bunun üzerine babasına yazdığı mektubu, Ülkü’de olmayan kardeşine yazdığı mektubu okumaya başlarlar. Ogün de tribünden kızına yazdığı mektubu okuyarak onlara destek vermektedir. Rakip artık hüngür hüngür ağlamaktadır. İsmetk’ da “bölemedim felek ile kozumu” adlı uzun havayı o yanık ve berbat sesiyle okuyarak tüm gücüyle takıma sözde destek olmaya çalışmaktadır. Destek mi köstek mi olmaktadır, o tartışılır işte. Esengül şiir okurken bir yandan da Benderya’ya göz kırpmaktadır. Mesajı alan ve rakibin yerlerde tepinerek avaz avaz ağlamasından yararlanan Benderya defanstan ileri çıkarak çaktırmadan piknikte yürüyüş yapar gibi davranarak rakip kaleye topu getirir ve boş kaleye atar. Seyircilerin çılgınca “ goool “ diye bağırması üzerine rakip oyuncularla beraber şakır şakır ağlayan hakem golü kimin attığını sorar. Benderya “ben attım” hocam dese de hakem inanmaz ve sorar “ sen mi attın, yemin et bakalım” der. Benderya yemin edince hakem bu sefer “ ama ben golü görmedim, tekrar at bakalım ağır çekimde” der. Benderya’da ağır çekimde yaptığı hareketlerin aynısını yaparak golü tekrar atar ve hakem bu sefer verir. Bunun üzerine NBFT yine tüm olimpik spor hareketlerini çılgınca yaparak gol sevincini yaşarlar. Oykücan’ın havada attığı üç düz bir ters perendesi ile Rüyaa’nın yerde sekiz düz iki ters taklası görülmeye değerdir gerçekten. Prensesin havaya peş peşe dokuz metreye kadar on defa zıplaması ise tüm fizik kurallarını alt-üst etmiştir. Ancak anlaşılmaz bir nedenden dolayı hakem golü iptal ettiğini söyler. Buna itiraz eden Esinoviç sarı kartı görür. Buna sinirlenen Esinoviç hakemi kovalamaya başlar, hakem önde, Esinoviç arkasında, esinovicin arkasında da tüm oyuncular bir kovalamaca başlar. Sahanın dışına çıkıp pistte koşmaya başlamışlardır. Sonra hakem durur esinovic ve diğer oyuncular da durur ve bu sefer hakem Esinoviç’i kovalamaya başlar, Esinovic’in önünde de tüm oyuncular bu sefer aksi istikamette koşmaya başlarlar. İlk 400 metre geçildikten sonra hepsi durur ve “ biz ne yapıyoruz böyle yahu diye” birbirlerine sorarlar. Hepsi sakin bir şekilde birbirlerini bu kovalamacadan dolayı tebrik edip öperler ve sahaya dönerler. İyi stres atmışlardır

Maçta rakip oyuncular iyice bastırmaktadır. Bunu gören NBFT taraftarları rakip oyuncuların moralini bozmak için hep birlikte aynı anda çiklet patlatmaya başlarlar. Bu patlamalar bombaya benzer ses çıkarmakta ve rakip oyuncuları ürkütmektedir. Bu arada Ati 10 dakikadan beri ortalarda yoktur. Şu anda kulübeye yeni gelmiştir. Fakat yüzü çok tuhaftır. O on dakikalık kaybolma esnasında yüzüne makyaj yaparak savaş boyaları sürmüş ve gelmiştir. Yüzü son derece ürkütücü bir görünüm arz etmekte, rakip oyuncular korkudan yüzüne bakamamaktadır bile. NBFT oyuncuları bile zangır zangır titremektedir.

Bu arada Böcek ise işleri iyice ilerletmiş, tribünde Migros vari bir market açmaya bile yeltenmiş, ancak Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’ndan gerekli izinleri alamadığı için mevcut durumla yetinmek zorunda kalmıştır.

73. cü dakikada rakip oyuncuya sert giren Esinoviç ikinci sarı karttan kırmızı karı görerek oyundan atılır. Artık takım 10 kişidir. Buna sinirlenen Muko’ nun gözlerinde şimşekler çakmaya başlamıştır. Hırsından kendi kalesine bile gol atacak durumdadır. Nitekim 2 dakika sonra, Muko kaptan Esengül’den aldığı güzel pasla hızla ceza sahasına girmiş, kalecinin öne çıktığını görünce topu üzerinden aşırtmak istemiş, ancak o hırsla topa o kadar hızlı vurmuştur ki, top kaleciyi aşmış, kaleyi de aşmış, stadı da aşmış, rivayetlere göre ülke sınırını bile aşmıştır. Muko’nun bu gereksiz hırsından dolayı takım bir golden olmuştur.

77.ci dakikada Ati yerinde bir kararla takım içinde bazı değişikliklere gitmiştir. 10 kişi kalan NBFT defans ağırlıklı bir taktikle sahaya yayılmış, ileri forvette sadece Emos kalmıs, Ülkü orta sahaya çekilmiş, analı-kızlı iyi uyum sağlar düşüncesiyle Esengül kızına daha yakın oynamaya başlamıştır. Sarı kartı olan Seevgiyağmuru’nun giderek hırçın oynaması ve kırmızı kart görme olasılığı üzerine, Admin onu Dodili ile değiştirmiş, henüz hastalığını tam atlatamayan ve sarı kartı bulunan Prenses’in yerine de Nesrin girmiştir. Değişiklikler etkisini göstermiş, takım dinçleşmiş ve kaptan Esengül’ün liderliğinde 10 kişi kalmasına rağmen muazzam oynamaya başlamıştır.

86.cı dakikada Meric'in uzun kaleci atışını iyi alan Muko nefis çalımlarla ceza sahasına girmiş ve topu arkadaki Esengül’e çıkarmıştır. Esengül’de bu topa nefis bir rövaşata vurmuş, ancak ayağı top yerine hakemin kafasına gelince hakem kısa bir baygınlık geçirmiş, bu arada boştaki topu alan Emos’ta güzel bir plaseyle topu kalecinin yanından ağlara göndermiş ve takımı galibiyete taşıyan golü atmıştır. Anne-kız uyumu bu golde etkili olmuştur, ama Muko’nun topu ceza sahasına kadar getirişindeki hırsının ve nefis çalımlarının hakkını da vermek gerekir. Durum 4-3 NBFT lehinedir.

88.ci dakika da rakibin güzel bir atağı Dodili tarafından, uzatma dakikalarındaki bir gol tehlikesi de Nesrin tarafından Kafa-göz-tekme-el karışımı metotlarla uzaklaştırılmış ve bu yeni oyuncularımızın takıma ne kadar yararlı olabileceği kanıtlanmıştır.

Maç nihayet 4-3 NBFT’nin galibiyeti ile sonuçlanmıştır. Aralarına Paris'ten yeni dönen Nihan'ı da alan sahadaki oyuncular seyircilerin çılgın gibi tezahüratlarıyla birbirlerine kenetlenmiş hep beraber “ en büyük Nostaljim, başka büyük” yok diye bağırmaktadırlar. Doğrusu yedekleriyle beraber bu 18 oyuncu da gururlarıyla, akıllarıyla, bazen de el ve tırnaklarıyla oynayarak bu galibiyeti hak etmiştir. Galibiyette tüm Nostaljim üyelerinin de büyük katkısı olmuş, takımı yalnız bırakmamışlar, tüm güçleriyle desteklemişlerdir. İsmetk hocaya da geriye sadece takımı tebrik etmek kalır. Galibiyetin hayırlı olsun NBFT
En son ismetk tarafından 23 Nis 2007, 00:14 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
"Ne mutlu Türk'üm diyene."
Mustafa Kemal Atatürk.

ismetk
Yeni Üye
Mesajlar: 133
Kayıt: 20 Kas 2006, 15:36
Konum: Balikesir

Mesaj gönderen ismetk » 22 Nis 2007, 21:29

Rica ederim. Bu yazıda birden fazla mesaj var. Mesajlardan birisi buydu., ekip dayanışması idi. Bakalım diğer mesajlar bulunacak mı:?)
"Ne mutlu Türk'üm diyene."
Mustafa Kemal Atatürk.

ismetk
Yeni Üye
Mesajlar: 133
Kayıt: 20 Kas 2006, 15:36
Konum: Balikesir

Mesaj gönderen ismetk » 22 Nis 2007, 22:04

omercitir yazdı: abi bunu yazmak neakdar zamanını aldı kırizegirdim eline sağlık
Çok fazla zamanımı almadı aslında. Herhangi bir senaryo zihinde oluştuktan sonra önemli olan bunu ifade edecek olan yazının gücüdür. Bunu da en iyi özenle seçilmiş kelimeler ve düzgün kurulmuş cümleler sağlar. Özellikle mizah yazılarında "olayların abartılması", ya da "olmaması gerekenlerin olması, veya tersi" durumlar söz konusudur. Bunları belirli bir sıraya koyduğun zaman yazıyı yazmak çok da zor olmuyor, nostaljim-1 yaklaşık 1 saatimi almıştı. Yazıyı doğrudan burada yazmak yerine, önce Word gibi ofis programlarında yazmak ta çok fayda sağlıyor, çünkü kelime hatalarını program doğrudan tespit ediyor. Genelde de öyle yaparım. Önce Word'de yazar, sonra buraya aktarırım. Çok kolaylık sağlıyor.
Beğenmene sevindim tabii ki.
Bazen bu tür yazılar "insanları kırma" riskini de beraberinde taşır. Zira, orada yer alan herhangi bir karakter kendisine biçilen rolü, ya da tavrı benimsemeyebilir, tepkisel bir yaklaşım sergileyebilir. Gerçi sağolsunlar, arkadaşlar büyük bir alçak gönüllükle beğendiklerini ve hiç te alınmadıklarını söylüyorlar, ama dediğim gibi her yazı bir tepki riskini de beraberinde taşımaktadır.
"Ne mutlu Türk'üm diyene."
Mustafa Kemal Atatürk.

fatoş
Yeni Üye
Mesajlar: 19
Kayıt: 28 Kas 2006, 21:35
Konum: Kayseri

Mesaj gönderen fatoş » 22 Nis 2007, 22:11

Hocam ellerinize sağlık yine çok güzel olmuş...

73. cü dakikada rakip oyuncuya sert giren Esinoviç ikinci sarı karttan kırmızı karı görerek oyundan atılır. Artık takım 10 kişidir. Buna sinirlenen Muko’ nun gözlerinde şimşekler çakmaya başlamıştır. Hırsından kendi kalesine bile gol atacak durumdadır. Nitekim 2 dakika sonra, Muko kaptan Esengül’den aldığı güzel pasla hızla ceza sahasına girmiş, kalecinin öne çıktığını görünce topu üzerinden aşırtmak istemiş, ancak o hırsla topa o kadar hızlı vurmuştur ki, top kaleciyi aşmış, kaleyi de aşmış, stadı da aşmış, rivayetlere göre ülke sınırını bile aşmıştır. Muko’nun bu gereksiz hırsından dolayı takım bir golden olmuştur.


mesajlardan biri, öfkeyle kalkan zararla oturur olabilirmi...
Önemli olan,çokdegil...
İnsan gibi yaşamak...
OZAN

ismetk
Yeni Üye
Mesajlar: 133
Kayıt: 20 Kas 2006, 15:36
Konum: Balikesir

Mesaj gönderen ismetk » 22 Nis 2007, 22:25

fatoş yazdı:Hocam ellerinize sağlık yine çok güzel olmuş...

73. cü dakikada rakip oyuncuya sert giren Esinoviç ikinci sarı karttan kırmızı karı görerek oyundan atılır. Artık takım 10 kişidir. Buna sinirlenen Muko’ nun gözlerinde şimşekler çakmaya başlamıştır. Hırsından kendi kalesine bile gol atacak durumdadır. Nitekim 2 dakika sonra, Muko kaptan Esengül’den aldığı güzel pasla hızla ceza sahasına girmiş, kalecinin öne çıktığını görünce topu üzerinden aşırtmak istemiş, ancak o hırsla topa o kadar hızlı vurmuştur ki, top kaleciyi aşmış, kaleyi de aşmış, stadı da aşmış, rivayetlere göre ülke sınırını bile aşmıştır. Muko’nun bu gereksiz hırsından dolayı takım bir golden olmuştur.


Bence mesajlardan biri, öfkeyle kalkan zararla oturur olabilirmi...
Öncelikle beğenmenden dolayı teşekkür ederim Fatoş. Ancak , "öfkeyle kalkan zararla oturur" cümlesini duyunca inan çok güldüm, zira, inanki böyle bir mesaj hiç aklıma bile gelmemişti, ancak cümlenin yapısına bakınca da "cuk "diye yerine oturuyor, ben bile yeni keşfettim:))))

Ancak, kesinlikle burada "Muko" ile ilgili bir imam yok, burada Muko'nun takım için özveriyle çabalaması söz konusu, nitekim "86.cı dakikada Meric'in uzun kaleci atışını iyi alan Muko nefis çalımlarla ceza sahasına girmiş ve topu arkadaki Esengül’e çıkarmıştır" ve "ama Muko’nun topu ceza sahasına kadar getirişindeki hırsının ve nefis çalımlarının hakkını da vermek gerekir" cümleleri özetliyor özveriyle çalışmasını.
Fakat hakikaten cümlenin yapısından öyle bir mesaj da çıkabilir, dikkatin için seni tebrik ediyorum, ben bile yeni gördüm:))

Esengül "Sanırım bir diğeride;azim,istek ve hırs olduktan sonra yapılamayacak hiç bir şeyin olmadığı(mı?) " diyorsun, doğrudur, bunlar da var, ama bunlar için özel bir gayret göstermedim, genelde kendiliğinden ortaya çıkan, doğal mesajlar bunlar. Kastettiğim mesajlar biraz daha farklı, tüm yorumlardan sonra bu konuda da ufak bir açıklamam olacak. Bu konuda sadece kısa bir örnek verebilirim: Admin'in Rüyası -1'de tüm mesaj Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinde ülkemizin abuk sabuk, olur olmaz istek ve taleplerle nasıl mağdur edildiği üzerine odaklanmıştı, ancak çoğu arkadaş, -belki de doğal olarak- yazının daha çok mizahi yönünü algılamıştı. O yazıda Türkiye-AB ilişkisi diye bir cümle bile yoktu, ama bütün göndermeler, kurulan komisyonlar, tuhaf talepler, çok güçlü bir benzetme sağlıyordu.
"Ne mutlu Türk'üm diyene."
Mustafa Kemal Atatürk.

xxl55
Yeni Üye
Mesajlar: 199
Kayıt: 12 Eki 2006, 19:18
Konum: ist.

Mesaj gönderen xxl55 » 23 Nis 2007, 00:23

İsmet hocam çok güzel bir ikinci yarı çıkarmışsınn ellerine , kalemine ve emeğine bir kez daha teşekkür ediyorum. Okurken ilk önce olayla mizahi olarak baktım çokda güzel olmuştu beğenerek gülerek çok yerinde ikinci bir defa okuyarak okudum.


Çıkarlıcak mesajların başında Azim ve gayret oldukdan sonra başarılmayacak hiç bir şey olmdığını,iyi bir ekip çalışmasının olduğu, birde 61 dakikadan sonra yaşananlar var meriç'in güzel bir şiir okudu,Esengül ,ülkü okuduğu mektuplar burdanda insanlarımızn duygusallığı ve güzel bir söz,kulağa hoş gelen bir ses duyduklarında eriyip bittiklerimi desem olaylara hemen dugusal olarak baktığımız mı desem....

Ati10
Admin
Admin
Mesajlar: 884
Kayıt: 12 Eki 2006, 01:48
Konum: burhaniye
İletişim:

Mesaj gönderen Ati10 » 23 Nis 2007, 01:30

kalemine sağlık hocamm.. ikinci yarıda da güzel bir maç çıkartmışız.. ancak ben ilk yarıyı daha çok beğendim yani ilk yazını
en sonunda nostaljim kazandı...
dişe diş bir mücadele ve nostaljim galip..
mesaj:
galaksiler arası site savaşlarında nostaljimin her zaman galip gelme politikası ile örtüşüyor..
nostlajimin kendi kategorsinde yine rakibi kendisi

efdelya
Bizden Biri
Mesajlar: 718
Kayıt: 19 Mar 2007, 14:10
Konum: Kocaeli
İletişim:

Mesaj gönderen efdelya » 23 Nis 2007, 13:45

73. cü dakikada rakip oyuncuya sert giren Esinoviç ikinci sarı karttan kırmızı karı görerek oyundan atılır. Artık takım 10 kişidir. Buna sinirlenen Muko’ nun gözlerinde şimşekler çakmaya başlamıştır. Hırsından kendi kalesine bile gol atacak durumdadır. Nitekim 2 dakika sonra, Muko kaptan Esengül’den aldığı güzel pasla hızla ceza sahasına girmiş, kalecinin öne çıktığını görünce topu üzerinden aşırtmak istemiş, ancak o hırsla topa o kadar hızlı vurmuştur ki, top kaleciyi aşmış, kaleyi de aşmış, stadı da aşmış, rivayetlere göre ülke sınırını bile aşmıştır. Muko’nun bu gereksiz hırsından dolayı takım bir golden olmuştur.



Bende burayı ilk okuyunca Fatoş gibi düşünmüştüm fakat İsmet hocam açıklamış zaten

yine çok güzel olmuş fakat ilkinde çok gülmüştümm ne yalan söyliimm

elinize yüreğinize sağlık çokk güzel olmuş

ülkü
Bizden Biri
Mesajlar: 253
Kayıt: 12 Eki 2006, 15:58
Konum: İstanbul

Mesaj gönderen ülkü » 23 Nis 2007, 14:13

Nanik nanik çok hızlıyımdır göremez rakipler beni

Yine süperdi abi emeklerine sağlık

ismetk
Yeni Üye
Mesajlar: 133
Kayıt: 20 Kas 2006, 15:36
Konum: Balikesir

Mesaj gönderen ismetk » 23 Nis 2007, 21:01

Yorumlar için tekrar teşekkürler arkadaşlar, bu yazi sonuçta sembolik bir mizah yazisi.
Buradaki mesajı anlamak için nosyaljim-2'yi nostaljim-1 yazısı ile bir bütün olarak değerlendirmek gerekir.
Burada birlik ve beraberliğin ülke için ne kadar önemli olduğunu vurgulamak istemiştim, ana tema buydu, siteler ve kişilerden ziyade, ülke söz konusuydu. Nitekim diğer sitelerin kendi aralarında birleşmesi, ülkemize karşı oynanan oyunlarda diğer ülkelerin nasıl hareket ettiğini vurgulamaktadır. Tek başına bir Kıbrıs Rum kesimi, bir Ermenistan , bir Yunanistan ya da bir başka ülke yoktur karşımız da. Bunlar çoğu zaman diğer ülkeleri paravan olarak kullanmakta, danışıklı döğüş olayını sergileyerek ülkemizi her koldan kuşatmaya çalışmaktadırlar. Her sene nisan ayında sözde Ermeni tasarısının senatodan geçip geçmeyeceği tartışılmakta, ülkenin kaynaklarının ve işgücünün bir bölümü bunu engellemek için harcanmaktatır doğal olarak. Ya da Rum kesimine hava alanlarımızı ve limanlarımızı açtırmaya uğraşmaktalar, kaynaklarımızın bir kısmını da bu ve bunun gibi bir çok yapay sorunlara ayırmak zorunda bırakmaktalar bizi. Diğer taraftan PKK terörü nedeniyle yüz milyarlarca dolarlık kaynağımızın nasıl heba olduğunu ve binlerce şehidimizin bu ülke için can verdiğini herkes bilmektedir.
Tüm bu oyunlara karşı ülke olarak birlik ve beraberlik içinde hareket edersek, aşamayacağımız sorun yoktur. Bu konu son derece önemlidir, zira şu anda oynanan oyunların odak noktası ülkenin birlik ve beraberliğini bozmak üzerinedir. Tek başlarına bunu kesinlikle yapacak güçleri olmadığından dolayı bir çok ülke ve örgüt bir araya gelmiş, senaryo içinde her biri rol almıştır. Bunların karşısında bizim yapacağımız yegane şey birlik ve beraberliğimizi çok güçlü bir şekilde vurgulamak ve göstermektir. Bu durumda bir çok sorun zaten kendiliğinden çözür ve ülkemizi zayıflatmak isteyenlerin fazla yapacağı bir şey kalmaz.

Yeterki takım oyununu, gol atmayı ve gol yememeyi öğrenelim
"Ne mutlu Türk'üm diyene."
Mustafa Kemal Atatürk.

ismetk
Yeni Üye
Mesajlar: 133
Kayıt: 20 Kas 2006, 15:36
Konum: Balikesir

Mesaj gönderen ismetk » 24 Nis 2007, 22:58

Düşününki şimdi erkek takımı sahaya çıkıyor. Yani Nostaljim Erkek futbol Takımı(NEFT)
Sizce nasıl olurdu?
Bir elinde bastonla ati hocam ve gözünde gözlük sahada top arayan ismek hocam. İlk 11'deler,
Geriye 9 kişi kalıyor,,üstüne üstlük yedek oyuncular.
Hadi bayanlar, siz ilk maçı kazandınız, şu erkek takımının takım oyuncularını da kurarmısınız. İlk 11 ve yedek 6 oyuncuyu belirtin bakalım, top yine sizde:)))
"Ne mutlu Türk'üm diyene."
Mustafa Kemal Atatürk.

Cevapla
Disable